Sadeleşme Çabalarım

image

Bir süredir düşünüyorum. Hayatımı nasıl daha fazla sadeleştirebilirim, kolaylaştırabilirim diye? Aslında İstanbul’dan taşınmak büyük bir adımdı. Düşünerek, planlanarak yapılmasada hayatımız büyük ölçüde kolaylaştı.

Her yere on dakikada ulaşabiliyorum artık. Yolda geçen zaman cepte. Ev kiram yarı yarıya düştü, benzin paramla birlikte. Bisikletle markete, arkadaşıma gidebilirim. Tiyatroya gitmek için evden en az iki saat önce çıkmama gerek yok. İnsanlar işlerinden çıktıktan en çok yirmi dakika sonra evlerinde olabiliyorlar. Devlet hastanesine gidip arabanızı hastanenin otoparkına park edebiliyorsunuz mesela. Ne büyük konfor benim için.

Bunların hepsi para ve zaman olarak size geri dönüyor. Sonuç olarak özellikle kalan zamanın tadına doyum olmuyor. Bir de sevdiklerim yanımda olsa 😥 Neyse ki telefon var.:)

Şimdi sıra ev yaşantısını düzenlemeye geldi. Şu ev işleri de olmasa değmeyin keyfime. Evet evet bildiniz. Ben sürekli sefa halinde yaşamak isteyen biriyim. Benim için en büyük lüks tüm ev işlerini başka birine yaptırabilmek. Bunun için ayırabilecek bir bütçem olmadığı gibi evim de sürekli bir yabancıya katlanmamda o kişi çalışırken sefa yapmam da pek mümkün değil. Başka bir çözüm bulmam lazım.

2015 yaz tatilim bana bu konuda yapılabilecek birşeyler olduğunu düşündürdü. On beş gün için çıktığım tatil iki bucuk ay sonra sonlandı. On beş günlük bavul hazırladım, kendim ve çocuklarım için. Üç şort, iki elbise, on beş tane penye ile koca bir yaz geçti. Üstelik yanıma almayı düşündüğüm ayakkabı ve terliklerimi evde unutmuşum. Unutmasaydım da her seferinde olduğu gibi çoğunu kullanmadan geri getirecektim

Yaz tatiliminde kullandığım evde; iki tencere ve iki tava vardı. İnanmayacaksınız ama yetti. Bu bana kendi mutfağımdaki tencere kolleksiyonumu hatırlattı. Güldüm. Sırf o kadar mı? Robot, blender, narenciye sıkacağı, katı meyve sıkacağı, ekmek yapma makinası, yoğurt makinası, rondo…. Eve gidince çoğunu sahiplendirmeyi düşünüyorum. Yoğurt yapmak için tencere, ekmek yapmak için fırın, soğan doğramak içinde rende veya bıçak kullanmaya karar verdim ve şimdiden hafifledim.

Bir evde kaç tencere olmalı, kaç nevresim takımı, küçük ev aletleri, kıyafet, ayakkabı, dolaplar, dergiler, kitaplar, cd ler v.s. Hiç sevmediğim halde yıllar içinde bir kolleksiyoner olduğumu fark ettim. Tabi bu konuda diğer aile üyelerinin de katkısı büyük.

Eve dönüşü sabırsızlıkla bekliyorum. Vee yine o cümle “Sahip olmaya değil, şahit olmaya geldik bu dünyaya.”

Android için WordPress ile gönderilmiştir

Reklamlar

Sadeleşme Çabalarım” için 8 yorum

  1. İstanbul kadar büyük olmasa da ben de büyük bir şehirde yaşıyorum ve yazdıklarından sonra gerçekten nereye taşındığını merak eder oldum.

    Liked by 1 kişi

    1. Sakarya’da yaşıyorum. İstanbul’a yakın olmasının avantajını da kullandığımı söylemek isterim. Otobüs ile bir saat onbeş dakikada istediğim zaman gidebiliyorum. Ancaaaak İstanbul’da ulaşmak istediğim yere gidiş sürem de bir o kadar zamanımı alıyor. 😂

      Beğen

  2. Kucuk bir sehirde yasarken istanbula gelmis biri olarak tam olarak soylediklerinize katiliyorum. Siz ayni sekilde rahatlarken benim icin sikintili gunler baslamis oldu. Trafik, gurultu, guvensizlik, insanlarin gulmeyen yuzleri. Kesinlikle en mantikli is bir an once bu 20 milyonluk sehirden ayrilmak…

    Liked by 1 kişi

  3. Ne güzel bir yazı. İki dakika icinde hayata farkli bir pencereden bakmamı sağladı. Sahip olmak değil, şahit olmak. Hayatın tek cümlelik özeti olsa gerek.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s